Kayıtlar

İslamcılık etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İslami Burjuvazi Çerçevesinde İslamcılığın Kentli Varoluşu (Dizi Yazı 1)

GİRİŞ İslami komünitenin önemli ve tarihsel gösteri alanlarından Konya’da, kentin uğrak noktalarında göze çarpan flamalar, broşürler, bildiriler ya da çıkartmalarda hep korkutucu bir davet görülür: “Cehennemden sakın, başını ört!” ya da Kur’an’dan alıntılanmış bir ayetin ardından mutlaka kadınların edebiyle yaşamaları gerektiğine yapılmış bir vurgu ve hatta başı açık kadın imajının şeytanileştirilerek sunulması üzerinden yaratılan sosyal bir baskı hep vardır. Bu baskı nedeniyledir ki şehrin dört bir yanındaki billboardlarda modern kadının giyimine yönelik herhangi bir reklama rastlanılmaz. Ne var ki kentteki AVM’lerin duvarlarında küresel markalara ait devasa boyutlardaki reklam panolarında mini etekli kadın fotoğrafları vardır, buralara ilişen olduğu duyulmamıştır. Hatırladığım bir başka detay, siyasal İslam’ın Türk tarihindeki belki de en önemli figürü olarak artık düşünülebilecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, yeğenlerinin TOKİ aracılığıyla kondukları araziye kamu bankalarından...

Medine Vesikası ve Sivil Toplumun İslamcı Dönüşümü 3

SONUÇ Medine Vesikası tartışması bugün nihayete ermiş bir tartışma değildir. Söz konusu belgeyi gündeme getiren ilk yazar olan Ali Bulaç, çok uzak değil, 06 Mayıs 2015 tarihli gazete yazısının başlığına “HDP ve Medine Vesikası” ifadesini seçmeyi uygun görüyordu.21 Suyun hızla aktığı yeni Türkiye’nin yeni Status Quo’sunda İslamcı yapıların devlet aygıtı üzerindeki hakimiyet imkanları, Kürt sorununun çözümü noktasına gelip bağlanmış bulunmaktadır. Siyasal İslam’ın devlet zihnine tümüyle hakim olabilmesi için, önünde engel olarak gördüğü laik, Batılılaşma hedefinde, modern hasletleri simgeleyen (hukuk birliğini de içeren) ulus devletin çözülerek, İslami kontrastı yüksek Şafi mezhebine bağlı Kürt halkının Türkiye Devletinin İslamcı dönüşümü projesine ortaklık payı verilerek angaje edilmesi gerekmektedir. Bu mesajı aldığı görülen PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 2013 yılı Kurban Bayramında okunan mektubunda çevresinde toplanmaya davet ettiği Medine Vesikası, hemen ilgili mahfillerde karşılı...

Medine Vesikası ve Sivil Toplumun İslamcı Dönüşümü 2

TÜRKİYE’DE İSLAMCILIK VE SİVİL TOPLUM Medine Vesikası tartışmasının bir tarafında siyasal İslamcılar durmaktadır. Tartışmanın mahiyetini sağlıklı anlayabilmenin yolu İslamcılar’ın duygu dünyalarının iyi anlaşılmasından geçer. Ali Bulaç, İslamcıları üç nesle ayırarak incelemektedir.17 Buna göre, ilk nesil Namık Kemal, Ali Suavi ve Ziya Paşa’ların neslidir ve Islahat Fermanı’nın psikozu üzerine gelişen bir mağlubiyet refleksinin bakiyesini taşımaktadır. Bu düşünce, Fransız İhtilali’nin masonik umdelerinden “müsavat” – egalite’nin Osmanlı ülkesinde de geliştirilmeye çalışılması üzerine bir rezonans içerir.18 1956’da ilan edilen Islahat Fermanı’nın Müslim ve gayrimüslimleri vatandaşlık statüsü bağlamında ve hukuki anlamda eşitleyen bakışı, İslamcı paradigmanın Osmanlı düzeni çerçevesinde ilk kırılması olarak düşünülebilir. Öyle ki, özünü İçtihat kapısının kapanmasının ardından Aydınlanma ve Modernite karşısında Apolojist bir tavır geliştirmekten başka bir şey yapamayan evrensel İslam t...

Medine Vesikası ve Sivil Toplumun İslamcı Dönüşümü 1

Necmi Erdoğan, Ulus Baker’in vefatının hemen ardından yazdığı “Ulus’un Hayaleti” başlıklı yazıda Luis Bunuel’in Özgürlüğün Hayaleti filmini hatırlatır.(1) Bu filmin bir sahnesinde normal denebilecek bir evin yatak odasından bir kuğu geçer. Kuğunun simgelediği; sahibi olunmayan, bu yüzden arzu edilen, hayali kurulan fakat her defasında kaybolan özgürlüğün muhayyel niteliğidir. Modern dünyada kimse gerçekten özgür değildir; kamusal alan ve insanın bizatihi kendisi, kendini hapseder. Özgürlük hep bir yerlerde bir şekilde durur, yani hiç yok değildir, olsa olsa kaybedilmiştir. Bazen de uzanıldığında elde edilebilecek kadar yakındır, ne var ki bunu başarabilen kimse çıkmaz. Türkiye’nin İslamcı kataloguna dahil edilen bir takım yazar – düşünür kadrosu için de siyasal ve hukuki alandaki İslami düzen de böyle bir hayaldir; öyle olması murad edilen, bir gün olacağına inanılan ve o gün gelene dek de demokrasi denilen ve nihai İslami düzene varılana dek nimetlerinden yararlanılması, beri yanda...

İdeolojinin Yolları: Kesmek yok, Dönüştürmek var!

Şiirlerini Farsça kaleme alan ilk Osmanlı halifesi Yavuz Sultan, Şii Onikiciliği yol bellemiş, edebi dilde Etrak-i Bilidrak ’in Türkçesini seçen Safevi Devleti’nin kurucu hükümdarı Şah İsmail’in Anadolu’daki faaliyetlerinden ürkmüş, taassup ehli babasının izinde ve pek de uzun olmayan fakat nedense böyle bilinen Uzun Hasan’ın otağından kaçıp gelen İdris-i Bitlis’in mihmandarlığında ilerleyerek Anadolu Türkmenlerini katletmeyi iş bilmişti. Cesetlerin yekunu hakkında bilgiyi yine aynı mihmandarın Selimşahname ’sinden edinirken, Osmanlı’da Sünni taassubiyetin doğuşunun bu yıllara rastladığını da, Kürt aşiretlerinin Sultan Selim’e “Yavuz” beratını takmayı mümkün kılacak ölçüde Türkmen katlettiklerini de yine benzer kaynaklardan öğreniyoruz. Osmanlı mülkünün sahibi devletlülerin operatif anlamda “kullanışlı cellatları”nın, yeryüzünde Pax Ottomana’nın mürur-u zamana henüz uğramadığı yıllarda can verdikleri güç monarşisi, devletin modern bir aygıt olarak yeniden konfigüre edildiği Meşru...