İskilipli Atıf Hoca’dan Alsancak Olayı’na
Bugün Siyasal İslam siyasetini yürütenlerin temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp gündeme getirdikleri mağduriyet söylemi, söz konusu dönem Erken Cumhuriyet olduğunda gerçek bir “gadre uğramışlık” psikozu içinde düşünülebilirdi. Saltanat kurumunun değilse de, hilafetin ilgası (Ya da hukuken konuşursak, son Halife müzisyen ve ressam Abdülmecid‘den alınıp Meclis uhdesine bırakılması) ile başlayan ve İstiklal Mahkemeleri’nde gerçekleşen hukuk dışı yargılamalarla dozunu arttıran, beri yandan 1921 Teşkilat-ı Esasiye’nin temel aksiyomları olan adem-i merkeziyetçilik ve devletin dininin İslam olduğu vurgusunun 1924 ile birlikte terk edilerek laik ulus devlet diktasına dönüşmesi karşısında İslamcılarla yaşanan gerilimler, devlet karşısında kümelenen bu gruba meşru bir mağduriyet alanı yaratıyordu. Kutsal mazlumluğun inşası diyebileceğimiz bu ilk dönemde modernite ve gelenekselin çatısması kendisini bazı simge olaylar vesilesiyle ekspoze ediyordu. Bunlardan biri Şapka Kanunu’nun uygulanması id...