Şehirlerin Ruhundan Müziğin Tınısına*
*Nietzsche'nin ilk ve harika eseri Müziğin Ruhundan Tragedya'nın Doğuşuna'ya atıfla. Italo Calvino'nun bir muhteşem eseri "Görünmez Kentler" hatrıma geldikçe, şehirleri kendimce tanımlama çabasına girerim. Şehir onu tanımlayabileceğimiz bir varlık mıdır, bilmeden. Şehrin bir kosmosu olduğuna inanırım. Bu inanç tam olarak tinden doğar, içimde hissettiğim varlıktan. Bir içgüdü ya da sonradan kazanılmış duygu beslemesi içinden geçip gitmekten olduğum şehri tanıdığı anda harekete geçer. Eğer varsa hayaller gelir gözlerimin önüne; bir zamanlar o kentte sevdiğim güzel kadının yüzü, hatları belli belirsiz canlanır. Şunu derim hemen; "ben hala o kadını seviyorum." Bundan kaç yıl önce ve ne kadar yaşandığı asla sorun değildir, sevgi canlanır içimde aniden. Bu sevgi hali kimi aşırı tutucu aşıklar tarafından sapıklık olarak nitelendirilir; sapık olan ne varsa seviyorum derim ben de. Kentleri asla sadece kent olarak nitelendirmem. Hafızama kaydetmenin yollarını ...