Wiesn und München
Geçen yıl bugün, bu saatlerde, Münih- Augsburg treninde sağ ve sol yanımda birer Alman abla olduğu halde yolculuk etmekteydim. Açıkça trenin tüm kompartıman ve vagonlarına hakim olmuş olan bira kokusu, zerre içkiyle imtihan olmamış kimi mütedeyyinlerin bile kafalarını güzellemişti. Trendeki toplam promil oranının milyarlarla hesaplanabileceği o serin Bavyera gecesinde tren eğlenceli ve esrik Münih'ten, sıkıcı ve soğuk Augsburg'a doğru sallanarak ilerliyordu, pek tabii. Dünyanın en güzel festivaline iştirak etmenin verdiği haz, biranın yaratabileceği özgür ve barış içindeki dünyamızdan hiç şüphesiz çok daha güzeldi. Germen halkını soğuk, kaba ve ırkçı bulan leziz Türk havsalası, birkaç bardak Mass Bier'ın tüm dünya halklarını nasıl kardeş yaptığına tanık oluyordu olmasına da, kafası iyiyken bu yargıyı idrak edemiyordu, idrak edebileceği bir sabaha uyandığındaysa o geceyi hatırlayamıyordu. Sonuç, statükonun devamıydı. Birayı sevdiğim için Almanlara dost değilim. Fakat Almanla...