Kayıtlar

Necmi Erdoğan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

“Akıp giden bir bataklığın içindeyiz hepimiz ama yıldızlara bakıyor bazılarımız.”

Teşrifat daireleri, dışişleri bakanlıklarının bünyesinde kurulmuş herhangi bir birimden çok daha fazlasını ifade eder. Bir kere diplomasinin, eşitler arasındaki güç mücadelesinin, savaştan arta kalan zamanlarda yapılan kalem ve belagat muharebelerinin nasıl bir ortamda, hangi simgesel nitelikler çerçevesinde cerayan edeceğine dair kurumsallaşmış bir hafızayı taşır. Vestfalya Düzeni ile doğan, Viyana Kongresi ile gelişen bu protokol anlayışı, esasen, Batı diplomasinden evvel Osmanlı’da yerleşmiş bulunuyordu. Öyle ki, şer’i hukuk hükümlerinden ayrı ve onunla eşdeğer olarak selamlanan ve milli duyguları uyarıcı işlev görecek şekilde örfi hukuk kodifikasyonu olarak değerli kabul edilen Fatih Kanunnameleri, esasen padişah ve tebaa arasındaki ilişkinin bir takım kurallara bağlanmasını içeren protokollerden daha fazlası değildi. Bu kanunlarda padişaha kimin arzuhal edebileceğinden, divanda kimlerin bulunacağına, sarayın avlularından hangisine kimlerin girebileceğinden padişahla beraber Cu...

Garibanların Dünyası’nı Anlamak

Yoksulluk Halleri, Necmi Erdoğan’ın editörlüğünde Aksu Bora, Ömer Laçiner, Ersan Ocak, Ahmet Çiğdem gibi yazarların katkı verdiği ve maduniyet çalışmaları ve özellikle de onun en yoğun ve karmaşık görünümlerinden biri olan kent yoksulluğuna odaklanan, bu alanda yazılmış en kapsamlı ve değerli çalışmadır. Genel hatlarıyla bu çalışmada günümüz Türkiye’sindeki yoksul-madun kesimin, toplumsal hiyerarşiyi nasıl gördüklerine, yorumladıklarına ve yaşantıladıklarına tanık oluyoruz. Kısaca kitabın genel anlamda içeriğine ilişkin konuşacak olursak, kitap dört bölümden oluşmaktadır ve ilk bölümü giriş niteliğinde olup, maduniyet çalışmalarına kavramsal açıklamalarla bir çerçeve çizer, böylelikle Türkiye özelinde yoksul-madunun itkilerini kavramaya çalışır. Daha sonraki üç bölümde ise yoksul madunun bu itki analizlerini oluşturmamızı sağlayan birebir mülakatlar yer alır. Bu mülakatlar, İstanbul ve Ankara’nın kenar mahallelerinde yaşayan ve asgari ücret ya da ondan biraz daha fazla kazana...

Bir Bakışta Kıvılcımlı: Saklı Hazine

           Hikmet Kıvılcımlı adı geçtiğinde, akıllara el an 12 Mart Muhtırası için söylediği “Ordu kılıcını attı.” sözü ve 27 Mayıs’ta MBK’ya çektiği kutlama telgrafı gelir. Şüphesiz bu bed nam, onun temsil ettiği siyasi düşünceyi anlama çabamıza yersiz bir takoz koyar. Bununla birlikte, Murat Belge’nin belirttiği gibi, bu biraz da tasarlanan bir sosyalist devrimde asker sınıfı için biçilen rolün zımni taşıyıcısı gibidir. Öyle ki Kıvılcımlı’da askeriye sınıfı, komünist teorisyenlerin örgütlediği o beklenen devrimin taşıyıcı kolonları olacak, burjuvazinin melun düzeninin yerle bir edilmesinin ilerici ve devrimci gücü olacaktır. Elbette askeriye sınıfına biçtiği bu rol, ne Yön Dergisi çevresinin, ne Milli Demokratik Devrimcilerin saf cuntacılığının uzağından kıyısından geçmemektedir. Onun düşüncesindeki bu vurgu, tarih tezinin içerisinde yer alan küçük bir anekdottan ibarettir. Hikmet Kıvılcımlı’da Ordu hiçbir zaman ihtilalci niteliğ...