Kayıtlar

Eylül'de Ziyan, Ekim'de Siyasal!

Resim
Önce müjdeyi vereyim: Kinyas ve Kayra'nın efsanevi yazarı Hakan Günday, Eylül'de çıkacak olan yeni kitabı "Ziyan"ın ardından, Ekim'de Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde takipçileriyle buluşacak! Bilenler bilir, bir yeraltı yazarıdır o. Öyle acayip bir karizması vardır ki edebiyat dünyasında, kokoreç gibidir. Seveni çok sever, sevmeyeni hiç sevmez! Sevmeyenleri aslında hiç anlamaz! Hakan Günday, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden güç bela mezun oldu!* İlk ve efsane olan romanı Kinyas ve Kayra'yı daha o okuduğu yıllarda, kah orta kantinde Mülkiye kafeden aldığı sıcak kahveyi tadarken, kah Lenin Caddesinde devrimci gençliği seyreylerken, kah arka bahçede votkayla boğazını yıkarken, kah da okulun hemen karşısındaki Saray Oteli'nde, aynen Azil'de anlattığı gibi; bir daha hatırlamamak üzere tüm dünyasını, gelgitlerini, varoluş sancılarını kusarak yazdı. Şimdi o topraklara geri dönüyor! Ben ve eminim ki benim gibi olan onlarca okuru da onu bekliyor. Kısacası...

Türkiye'de Meşru İktidarı Yeniden Düşünmek

Amin Maalouf. İlk olarak adını Mülkiye'ye girdiğim yıl, 2005'te, Mülkiye Felsefe Topluluğunun İonna Kuçuradi ile yazarın ilk denemesi olan Ölümcül Kimlikler üzerine yaptığı toplantıyla işitmiştim. Ve sonra yazarın ikinci romanı Semerkant'ı okumuştum. Bunu Doğunun Limanları ve Tanios Kayası takip etti. Etkileyici anlatımının yanında, Doğu'nun o mistik havasını kattığı yazını her zaman çok başarılıydı. Denemelerinin de aynı düzeyde etkileyici olduğunu geçen gün Beşiktaş Alkım kitabevinden aldığım "Çivisi Çıkmış Dünya- Uygarlıklarımız Tükendiğinde" başlıklı yeni kitabını okuyunca anladım. Kitabı tüketmem çok kısa bir zamanımı aldı. Verdiği keyif ise inanın hala sürüyor. Kafamı çalıştırmama sebep olan kitaplara, kısacası insana bilginin yanında düşünme imkanı ve muhakeme yeteneği kazandıran kitaplara olan bağımlılığımı size tarif edemem. Düşünmenin keyif verici, hatta ve hatta orgazm denen o, insana yaşadığı hayat içerisinde -varsayımsal- cennet keyfinin en büyüğü...

Ankara Düğün Havaları

Bugün hürriyet.com.tr güzel yurdumun güzel insanlarına güzel bir hizmet sunmaya başladı. Konu: Ses Kirliliği. Efendim, Hürriyet Gazetesi okurları gazetenin internetteki anasayfasına giriyorlar ve ardından ses kirliliği ile ilgili varsa şikayetleri, ki olmaması mümkün değil, belirtilen yere yazıyorlar. Daha sonra bu yazılar sitede yayımlanıyor. Bendeniz de muzdarip olduğum bir kirliliği paylaştım. Her neyse... Benim tartışmak istediğim şey ise belirtilen siteye yazılmış olan şikayetlerin ne kadarının Ankara'dan geldiği, ve sonrasında da Ankara'dan ulaşan şikayetlerin genel olarak hangi konuyla ilgili olduğunu saptamak. Birkaç şikayet örneğiyle başlayayım: " Yeter Artık" Diyenler 5 : 1) Ankara Keçiören'de durmak bilmeyen, gecelere kadar devam eden, ankara havası müzikli sokak düğünlerinin sesine yeter artık! 2) Ankara Çankaya İlçesinde Emek mahallesi gibi nezih bir muhitte oturmamıza rağmen çok yakınımızdaki AŞTİ Otobüs Terminali'nde asker uğurlama törenlerin...

The Blogging Matter

Such an interesting morning cause I've just started to blogging, the inspiration come to me from my last night's dream and that's why I'm here now. How peculiary transandantal things I believe in? I have never done before things like that, I mean, I gave up believing anything instead of myself, even my family and god too. There is no hidden indictment of god or my family under the lines of previous sentence, but what has a meaning in this ridiculous life at all? I'm struggling every -f.cking- day to keep my mind from the dangers of any kind of things; sort of living in a honorable city with highly and tremendously honorable people what we called them as Turkish, and surviving within the people who only knows so many different ways of taken your money or position while you never ever could comprehend! Could I describe my beautiful and alone country to you? Or it has just enlighted on your mind as a savage soils which we are standing on or trying to do so!? I don'...