“Anlatılara düşkünlüğün varoluşsal ıstırabındandır.” Bir nehir; yüksekten boşluğa doğru akan ve ufukta hiçliği tamamlayan bir nehir okuduğun. Suyu öylesine temiz, tadı öyle başka… Yüzünde Bir Yer’i okurken dünyanın en kusursuz nehrine kendinizi bırakmış gibisiniz. Gittiğiniz yerden öte, o nehrin içinde yıkanmak var niyetinizde. Belki bu alegorik eseri yaratana göre, Kevser, sizin içinde bulunduğunuz nehir. Bir Kevser, bir siz, bir de Hızır. Her sayfada attığınız adım, ateşe. Ateşte kor olmak ve Tanrı’nın karşısına çıkmak öylece. Resmen akıyor sözcükler. Alegori, mistisizmin özünden çıkıyor ve imgelem ile karmaşık kurguyu kullanarak yazınsal bir şova dönüşüyor. Kitap ilerlemiyor, sürükleniyor. Sanki tüm sözcükler beyninizin kıvrımları arasında geziniyor. Yüksek hızda ve bambaşka bir hazla. Yazara göre yaptığı alegori değil; benim yukarıda yaptığım tanıma cevaben: “Sana alegori yapmıyorum burada, düpedüz evrenini kuruyorum.” Yapıt öylesine mistisizm kokuyor ki, yazar Hızır’ı Tanrı’nın ...
Yorumlar
Yorum Gönder