Hayatta güzel Darbeler de vardır!

Bir Fettullahçı için insanlar ikiye ayrılırdı: Cemaate girmiş olanlar ve yakında girecek olanlar.

Fettullah Gülen Hocaefendi'nin talebeleri, 1. kısma yerleşmiş olanların tam kontrol ve cemaate intibaklarının sürekliliği için sohbet, 2. kısımda bulunanlar içinse irşat ve maklube denen özel yemek için buluştukları yer sofraları yöntemlerini kullanarak cemaatin bekaasını sağlarlardı. Kahir ekseriyeti Mehmet Altan'ın "kırsal alandaki göçlerle tutunamayanlar" diyerek* tanımladığı, Anadolu'dan gelme gençlerin hedef alındığı bu yapıda şehit olmak, peygamber ocağına gitmek gibi kavramlar kullanılarak Türk milliyetçiliği sürdürülmekte, öte yandan ümmetçilik bir şerbet gibi gençlere gark edilmekteydi. Cemaat içinde siyaset külliyyen yasaktı ve kimin neye oy vereceği gaibten ağabeylik- ablalık mekanizmalarıyla tüm gençlere bildirilirdi. O zamanlar da STV izlenir, 100 dakikalık ana haber bülteninin yaklaşık %90'ını kaplayan "dram" haberlerine iç geçirilir, Allah'tan sağlıklar, sıhhatler, en olmadı yardımlar, hiç olmadı mağfiret etmesi dilenirdi. Abiler ve ablaların evleri badanasız- boyasız, genellikle varoş mahallelerde küçük, ısınmaz meskenlerdi. Akşamları kola içilir, çekirdek çitlenir, menkıbeler anlatılırdı. Cemaatin içine yeni girmiş talebeler çevrelerine ürkek ürkek bakarlarken, kütüphanedeki kitap isimlerini okumaya çalışır, çoğunun adlarından hiçbir şey anlamazlardı. Kitaplığa hakim olmuş kırmızı renk gözlerini alır da yüzlerini sohbet ortamına çevirdiklerinde burunlarına kesif bir ayak kokusu çarpar, o haliyle anlatılan ehl-i beyt hikayelerine dalarlardı.

Bir dönem, cemaatin tekmilinde birden olmasa da bazı kol ya da satıhlarında Sızıntı Dergisi'ne abone olmak zorunluydu. Allah var, güzel dergiydi! 1980 yılının bir sonbahar sabahında vuran darbeyi şu sözlerle karşılıyordu:

"Ve, işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tuluû saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz." **


Gel zaman git zaman işler çok değişti.

Fettullah Gülen cemaatine bağlı tüm talebeler bir anda demokrat oldular! Darbelere karşı bilmem kaç bin adım diye örgütler kurup, sokaklara düştüler. Duhul ettikleri kurumlar arasında resmen "Fettullah Ocağı" dense seza olabilecek Emniyet Teşkilatı'nın marifetiyle TSK'ya darbe üstüne darbe vurmaya, "hain şer odaklarını" yoketmeye başladılar. Siyasetin asla konuşulmadığı evlere, siyaset yapmaktan yorgun düşmüş talebeler gelmeye başladılar. Tek ayak kokusuydu aynı kalan, burunlarını dağlıyordu onyıllardır.

Bu dünyanın nimetlerinden el çekenler, Grand Cherokee ile RAW4 arasında kalmaktan biçare düşmüşlerdi. Beyinlerini, cemaate destek çıkan Anadolu sermayesinden alacakları bursla hangi Gavur(!) ülkesinde master yapmak için geçireceklerini düşüne düşüne sulandırıyorlardı. KPSS'den düşük puan alsalar bile, bir telefonla uçurulan mülakat sorularıyla "allahsız- hidayete henüz erdirilememiş" diğer adaylar arasından fırt diye sıyrılacaklarını bilmenin verdiği hazzın yanında, hangi kurumun daha iyi imkanlar sağladığını, hangisinde şube müdürlüğüne daha hızlı yükselebileceğini düşünmekten geceleri gözlerine uyku girmez oldu. Badanasız ışık evleri, klimalı öğrenci evlerine, son teknoloji akıllı yurtlara döndü. Abiler artık 2. el kıyafetler almıyorlar, Lacoste'dan giyiniyorlar. Abdestler 24 saat sıcak sulu banyolarda alınırken, evler klimalarla ısınıyor.

Bazı militan cemaatçilerse ordunun ve onun uzantılarının boşaltacağı derin devlete çöreklenmenin hesaplarını yapmaktan, bu uğurda haber, bilgi uçurmaktan, ihbar mektubu yazmaktan, yazılmış- çizilmiş darbe planlarına bir isim takıp oynatmaktan nur yüzlü, ceylan gözlü karılarının gül cemallerini unutur olmuşlardı. Bu şecaatle çalışırken 5 vakit namazı kaçırdıkları oluyordu! "Peygamber Ocağı" dedikleri, 1980'de güzellemeler düzdükleri orduya şimdi ağız dolusu söver hale gelmişler, bunu yapınca da kendilerini demokrat hissetmeye başlamışlardı. Militan cemaatçilerin gazetesi Taraf, anti-militarist kimi solcu naiflerin pek hoşuna gider olunca, aralarından ufak ufak "muhafazakar solcuyum" diyenler peyda olmuştu. Allah çok günah yazar, öbür tarafı riske etmeyelim diye düşünen Pascal matematikçisi bu genç beyinler, hemen solculuğu bir kenara bırakıp yine muhafazakarlıklarından dem vurmaya devam ettiler. Bu minvalde aralarındaki tek tabanca ateist Sevan Nişanyan'ı da atıverdiler!

Kenan Evren Paşanın 1980'de ülkücüleri sola, Moskofcuları sağa yatırdığı gün dönemin Nur cemaati lideri Mehmet Kırkıncı'yla görüşmesi ve böylelikle yeniden kurgulanan "Türk- İslam Sentezi"ni sahiplenen cemaatçi İslamcılar***, bugün kana susamış vampirler gibi Derin Devlete oturmak istiyorlar. Kur'an menkıbelerinden öğrendikleri cennet güzelliklerini tasavvur ve tahayyül ettikleri masum beyinleri, bugün yalnızca derin devleti ele geçirmenin hesaplarını yapıyor. Hemen hemen örgütlendikleri tüm devlet kurumları içinden yaydıkları "darbe tezgahları", dinlemeler vs. Taraf Gazetesi'ne her gün manşet oluyor. STV Ana Haber Bülteni artık içeriğinin %90'ını ordu karşıtı haberlere ayırırken, %10'unda da genel asayiş haberleri veriyor. Eski "dram"lar AKP ile zaten bitti, ne göstersin ki adamlar?!

Velhasıl-ı velkelam, bu Homo Islamıcus dönüşüm içinde memleketin naif demokratları, heyecanlı, dinamik ve yer yer romantik solcuları bu "soyut" demokrasi projesi içine eklemleniyorlar. Taraf Gazetesi'ni yıllardır Türkiye'nin beklediği "liberal sol" kale olarak görüyor, ulusalcılar ve islamcılar arasından fırlayan bir 3. liman gibi görüyorlar. Keşke öyle olsaydı!
Yine de tüm bu heyecanları içinde onları mazur görelim ama hatırlatmaktan da çekinmeyelim: Tuttuğunuz "Taraf", taraf değil!





* Mehmet Altan'ın konuyla ilgili mülakatı için tıklayın
**Makalenin tamamı için tıklayın. Makaleden haberdar ettiği için Murat Yılmaz'a çok teşekkürler!

*** İlhan Uzgel ve Bülent Duru, AKP Kitabı- Bir Dönüşümün Bilançosu, Phoenix Yayınevi, Ankara, 2009

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği Üzerine

10 Adımda Eskişehir'de Geçirilebilecek En İyi Haftasonu