Medine Vesikası ve Sivil Toplumun İslamcı Dönüşümü 3

SONUÇ

Medine Vesikası tartışması bugün nihayete ermiş bir tartışma değildir. Söz konusu belgeyi gündeme getiren ilk yazar olan Ali Bulaç, çok uzak değil, 06 Mayıs 2015 tarihli gazete yazısının başlığına “HDP ve Medine Vesikası” ifadesini seçmeyi uygun görüyordu.21 Suyun hızla aktığı yeni Türkiye’nin yeni Status Quo’sunda İslamcı yapıların devlet aygıtı üzerindeki hakimiyet imkanları, Kürt sorununun çözümü noktasına gelip bağlanmış bulunmaktadır. Siyasal İslam’ın devlet zihnine tümüyle hakim olabilmesi için, önünde engel olarak gördüğü laik, Batılılaşma hedefinde, modern hasletleri simgeleyen (hukuk birliğini de içeren) ulus devletin çözülerek, İslami kontrastı yüksek Şafi mezhebine bağlı Kürt halkının Türkiye Devletinin İslamcı dönüşümü projesine ortaklık payı verilerek angaje edilmesi gerekmektedir. Bu mesajı aldığı görülen PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 2013 yılı Kurban Bayramında okunan mektubunda çevresinde toplanmaya davet ettiği Medine Vesikası, hemen ilgili mahfillerde karşılık bulmuştur. (Çoğunlukla dine devrimci yaklaştığı savunulan PKK’nın ve lideri Abdullah Öcalan’ın bu tavrı hiç de yeni değildir. PKK’nın Tunceli’de düzenlediği ilk silahlı saldırının bir içki fabrikasına düzenlenmiş olması, örgütün kendisine atfedilmesini istediği kodlar düşünüldüğünde sembolik bir öneme sahiptir.)(22) Yalçın Küçük’ün sosyete imamı dediği İhsan Özkes ile birlikte CHP’de ideolojik İslamcı bir kanat yaratmayı başarmış önemli isimlerden Milli Görüşçü Mehmet Bekaroğlu, bu öneriye destek vererek İslam’ın yüce hoşgörüsüne vurgu yapmayı da ihmal etmeden Kürt – İslam projesine desteğini esirgememiştir.(23)

Ali Bulaç’ın Refah- Yol hükümetinden mülhem bir özgüvenle 1990’ların karmaşık – kaotik ortamında ortaya attığı ve çalışmamızda da ilgili bölümde tartışıldığı üzere mütedeyyin – muhafazakarlara şer’i hukuk hükümlerine göre adalet dağıtacak mahkemelerin kurulması önerisi, Kemalist müdahalenin etkisiyle gündemden düşerken, bugün adeta yeniden hortlatılarak Kürt – İslam projesinin quasi demokrat jelatini haline getirilmeye çalışılmaktadır. Burada ilginç olan bir nokta, Medine Vesikası meselesinde, farklı dinlere mensup komünitelerin belli bir sözleşme çerçevesinde bir araya gelmeleri söz konusuyken, yeni Medine Vesikası tartışmalarında sözleşmenin tarafları olarak Kürt entitesi ve siyasal İslamcı kanatların bir araya geldikleri görülmektedir. Tam da bu noktada gerçekte murad edilenin Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi’nin özüne benzer şekilde yeni bir çok kültürlü ve kültürlere azami noktada saygılı, Batılı anlamda modern bir toplumun inşa edilmesinden çok, siyasal anlamda güdümlü bir takım güç odaklarının ortak bir masada buluşabilmelerine imkan verecek Ortadoğulu niteliğe sahip meşruiyetin inşası için tarihsel bir araç olarak kullanılmasıdır. Bu amaçla dini nitelikli bir talep de pekala etno – temele indirgenerek tahvil edilebilmektedir.

Gramchi’ye göre önce kültürel iktidar, sonra siyasal iktidar fethedilir. Hegel’in müstebit tiranlar ürettiğini öne sürdüğü Doğu momenti ile birlikte düşünüldüğünde bu duraklara bir de devlet aygıtının işgali ideali eklenmelidir. Devlet aygıtının işgal edilmesinin bugünkü pratik sonucu, yüz yıllık bir paranteze alındığı ifade edilen toplumun yeniden İslamileştirilmesidir.

Bugünün İslami tandanslı hükümetinin fikir ideologlarının kültürel alanı 12 Eylül’den beri tedricen işgal ettiği ve toplumu yavan bir ikilik karşısında piyasa güçlerinden yana tavır alarak temerküz ettikleri güç ile diyani temelli bir baskı içine soktukları vakidir. Bu dönüşümün siyasal sonucu ise 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminden %47’lik bir oy oranıyla çıkan AKP’nin siyasal iktidarı fethetmesi olmuştur. Kalkınma, büyüme, refah gibi kapitalist lügatın temel amentülerini çekincesiz benimseyen AKP, faiz ile İslam hükümleri arasındaki temel çelişkileri ustaca göz ardı etmekte, İslam ile kapitalizm – modernite arasındaki gerilimi yoksayarak temel hedefi olan devletlü olabilmek için tabiri caizse oyunu kurallarına göre oynamaktadır. Bu konuda başarılı olduğunu, 13 yıllık iktidarının gelişimine bakıldığında önce kültürel iktidardan siyasal iktidara, oradan da (devletlülükten aldığı güçle) toplumun yeniden inşa edilmesi projesine yelken açmıştır. Bu son idealin temelinde geleneksel Halk İslam’ının yıkılarak yerine, siyasal tıynette, ideolojik temelli bir İslam’ın koyulması meselesi vardır. İslamcılık düşüncesinin bir ideoloji olarak doğmaya başladığı 19. Yüzyıl sonlarının din politikalarını çağrıştıran şekilde bugün de yapılmaya çalışılan ideolojik İslam’ın pazarlanması ve halk nezdinde siyasal iktidarın yekpare şekilde temsil ettiği bir dinselliğin mumyalaştırılmasıdır. Bu yapılabildiği ölçüde siyasal İslam’ın devlet etme kabiliyeti olacak ve kamusal alan da İslami hukukun geçerli olacağı yeni bir realiteye kavuşacaktır.

Son olarak yukarıda tartıştığımıza benzer şekilde bir takım şer’i hukuk kurallarının bugün dolaşıma sokulduğu, Türk hukuk sisteminin en yüksek mahkemesi olan Anayasa Mahkemesi’nin geçtiğimiz günlerde aldığı bir kararla, İngiltere’de Şeriat hukukunun önünü açan Yüksek Mahkeme’yi hatırlatır şekilde imam nikahını serbest bıraktığı görülmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun resmi nikahtan önce kıyılacak dini nikahı cezalandıran hükmüne karşı Pasinler Sulh Ceza Mahkemesi’nin itiraz yolunu karara bağlayan Anayasa Mahkemesi, 2015 / 51 sayılı kararı ile resmi nikah olmaksızın düzenlenecek dini nikahı suç olmaktan çıkarmış, böylece münhasıran Şeriat hükümlerine göre evlenmek isteyen vatandaşları serbest bırakmıştır.(24) Söz konusu talebin ilk olarak 1990’larda Refah Partisi milletvekili Mustafa Baş tarafından kanun teklifi olarak meclise sunulduğunu ve dönemin Medine Vesikası tartışmalarından neşet ettiğini, ne var ki o tarihlerde laik bürokratik / askeri kurumların vesayet kolonlarına çarparak dağılan bu talebin bugün vücuda geldiğini görmekteyiz.(25) Tam da bu yüzden Medine Vesikası ve çevresinde gelişen tartışmanın basit bir argümantatif münakaşa olmadığını, toplumun siyaset ve hukuk mekanizmaları yoluyla dönüştürülmesi projesinin uzun soluklu bir hamlesi olduğunu görmek gerekmektedir. Bu kararın ardından, Ali Bulaç’ın 11 Nisan 1996 tarihli Yeni Şafak’taki yazısında belirttiği üzere,26 devletin nikah konusuna karışmaması gerektiği, sadece evli olanları kaydetmekten ibaret bir işlevi olmasına ilişkin yorumu akıllara gelmektedir. Bir sonraki adım bu mu olacaktır?

Hep beraber göreceğiz.

Dipnotlar:

21 Zaman Gazetesi Web Sitesi, Kaynak: http://www.zaman.com.tr/ali-bulac/hdp-ve-medine-sozlesmesi_2292990.html, Erişim Tarihi: 21/05/2015

22 Karataş, Haydar, Aleviler ile Kürtleri Birbirinden Ayıran O Tuhaf Korku, Birikim Dergisi, Ocak – Şubat 2015, İstanbul, 309-310, Sf: 106


23 Özgür Gündem Gazetesi, Kaynak: http://www.ozgur-gundem.com/?haberID=88378&haberBaslik=Yeni%20bir%20Vesika!&action=haber_detay&module=nuce, Erişim: 12/05/2015


24 Anayasa Mahkemesi Web Sitesi, Kaynak: http://www.anayasa.gov.tr/Haber/detay/305/2015-51.pdf, Erişim Tarihi: 03/06/2015

25 Akyol, Taha, Medine’den Lozan’a, Doğan Kitap, İstanbul, 2013,, Sf: 13


26 Ibid. 163



Kaynakça:

Kara, İsmail, Türkiye’de İslamcılık Düşüncesi 3 – Metinler, Kişiler, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1998
Akyol, Taha, Medine’den Lozan’a, Doğan Kitap, İstanbul, 2013


Mardin, Şerif, Türk Modernleşmesi – Makaleler 4, İletişim Yayınları, İstanbul, 2013


Kara, İsmail, İslam Düşüncesinde Paradigma Değişimi - Hem Batılılaşalım Hem de Müslüman Kalalım, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 1 – Tanzimat ve Meşrutiyetin Birikimi içinde, İletişim Yayınları, İstanbul, 2009


Erdoğan, N. – Üstüner, 1990’larda Siyaset Sonrası Söylemler ve Demokrasi, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 7 – Liberalizm içinde, İletişim Yayınları, İstanbul, 2005


Mert, Nuray, Türkiye İslamcılığına Tarihsel Bir Bakış, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 6 – İslamcılık içinde, İletişim Yayınları, İstanbul, 2005


Bulaç, Ali, İslam’ın Üç Siyaset Tarzı veya İslamcıların Üç Nesli, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 6 – İslamcılık içinde, İletişim Yayınları, İstanbul, 2005


Bulaç, Ali, Medine Vesikası ve Yeni Bir Toplum Projesi, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 6 – İslamcılık içinde, İletişim Yayınları, İstanbul, 2005


Duran, Burhanettin, Cumhuriyet Dönemi İslamcılığı – İdeolojik Konumları, Dönüşümü ve Evreleri, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 6 – İslamcılık içinde, İletişim Yayınları, İstanbul, 2005


Karataş, Haydar, Aleviler ile Kürtleri Birbirinden Ayıran O Tuhaf Korku, Birikim Dergisi, Ocak – Şubat 2015, İstanbul, 309-310

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği Üzerine

10 Adımda Eskişehir'de Geçirilebilecek En İyi Haftasonu