Wiesn und München


Geçen yıl bugün, bu saatlerde, Münih- Augsburg treninde sağ ve sol yanımda birer Alman abla olduğu halde yolculuk etmekteydim. Açıkça trenin tüm kompartıman ve vagonlarına hakim olmuş olan bira kokusu, zerre içkiyle imtihan olmamış kimi mütedeyyinlerin bile kafalarını güzellemişti. Trendeki toplam promil oranının milyarlarla hesaplanabileceği o serin Bavyera gecesinde tren eğlenceli ve esrik Münih'ten, sıkıcı ve soğuk Augsburg'a doğru sallanarak ilerliyordu, pek tabii. Dünyanın en güzel festivaline iştirak etmenin verdiği haz, biranın yaratabileceği özgür ve barış içindeki dünyamızdan hiç şüphesiz çok daha güzeldi. Germen halkını soğuk, kaba ve ırkçı bulan leziz Türk havsalası, birkaç bardak Mass Bier'ın tüm dünya halklarını nasıl kardeş yaptığına tanık oluyordu olmasına da, kafası iyiyken bu yargıyı idrak edemiyordu, idrak edebileceği bir sabaha uyandığındaysa o geceyi hatırlayamıyordu. Sonuç, statükonun devamıydı.

Birayı sevdiğim için Almanlara dost değilim. Fakat Almanları seviyor olmamın bir nedeni de elbette bira aşklarıdır. Bu, "sudan ucuz bira", "su niyetine bira içmek" gibi artık klişelişmiş ifadelerin ötesinde bir unsur içerir. Her şeyde olduğu gibi, bira içmenin de bir kültürü vardır ve bu; Alman topraklarında, Türklerin daha çok "Decorum- Adab-ı Muaşeret" yönünden yaklaşmalarından farklı olarak, vakayı bir eğlence ve yek vücut olma haline dönüştürme noktasında algılanır. Münih'in büyük(ki büyük ifadesi kafi değil) ve yeşil(ki yeşil ifadesi resmi eksik bırakır) parklarının gözbebeği olan BierGarten'larda birbirini tanımayan bir sürü Alman genç kadın ve erkeğinin yanyana gelerek yaptıkları tam olarak bu kültürü her gün ve her dakika yeniden yaratmaktır. Türk sosyetik solcu ciheti ile orta sınıf anadan terbiyeli Anadolu kadınının, bu kültürü sözgelimi Ankara'nın göbeğinde resmetmeleri ve/veya benzer bir kültürü birlikte yaratmaları imkan dahilinde bile değilken, hasbelkader varıp gittikleri Münih'in tüm bahçelerinde böylesi bir ortam görmeleri onların küçük ve cici nomoslarında çeşitli dezenformasyonlar yaratmıyor değil sanırım. Kimbilir, belki de taş gibi dönüyorlardır memlekete.

Münih'te biranın adı -lami cimi yok- Augustiner'dir. Hakiki Bavyeralı bu birayı içer. Tekaütleri Weiss'ını tercih ederlerken, gençleri pek tabi ki Helles'i seçerler. Weiss pompalı tüfek havasındadır daha çok, Clint Eastwood'un son hallerine yakışan türden durur elde. Helles ise taramalı tüfektir. İçtikçe içirir, son mermiye kadar gitmek ister. Tony Montana'ya hayran olan ya da olmuş olan kitle için vazgeçilmezdir.

Oktoberfest kadın içinse dar elbise, kısa etektir. Seksapeliteyi gözünün önünü bile göremeyecek olan Germen efelerinin burnuna kadar sokmak ama onlardan yanıt almayı beklemek yerine, onlarla dalga geçmeyi tercih etmektir. Oktoberfest'te seks yasaktır. Yegane amaç içmek, içmek ve içmektir. Bira içmek. Sonra da unutmak, bir yıl sonrasını beklemek. Bu yüzden katı sünni ahlakın televizyonda görüp akıllarında kırbaç cezasına mahkum ettiği kitleler, sandıklarının aksine zina ile değil alkolle rind olurlar. Yine bu kitlelerin en büyük günahı ise, Oktoberfest boyunca sarımtrak akan Isar nehrine rengini vermeleridir. Kalanı vehimdir.


Sevdiğiniz kadın başka erkeklerin ellerinde ve masaların tepesinde öpücüklere boğulurken, Kundera romanlarında bol bol betimlenen; aynı kadını seven adamların kıskançlığın yanında ezik de bir -topyekün olma- hayali kurmalarına benzer şekilde (ya da Nietzsche'nin meşhur üçlü aşkı- Menage a trois-) geliştirdiğiniz maço ruhun içinde, bir yandan bir yudum bira daha içmenin peşine düşmek tam olarak Oktoberfest ruhudur. Sevgilinizin size hissettirdiği tüm o çarpışan hisler, trende kolkola uyurken siz, yerini farkettirmeden huzura bırakır. O huzur da sizi alır, bitmesini hiç istemediğiniz bir uykunun ortasına atar. Ve şaşırtıcıdır; Bavyera'nın birasının sabaha etkisi kalmaz. Siz istersiniz, o gelir. Oktoberfest hiç unutulmayan, ama aslında asla tam olarak hatırlanmayan bir hayaldir bu yüzden.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği Üzerine

Medine Vesikası ve Sivil Toplumun İslamcı Dönüşümü 1

10 Adımda Eskişehir'de Geçirilebilecek En İyi Haftasonu